BİLİMCİ KIZ - Blogcu - Sayfa 3



BİLİMCİ KIZ

Hakkımda

Bilimsel gelişmeler



Myspace Layouts

Bağlantılarım


* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler









Arkadaşlarım


canon766
ismail1961
orguculer
egitimspormizah
yemekyapmali
Seyma .
genetikvebilim
birgonulbal
drsalih
keloglan
genetiknedir
arzukizinmutfagi
turkkadini
bayramsekeri
Ergül Tilki
sarica1967
pastamalzemeleri
insangenomu
pelincen1
hayatininpenceresi
yemektarifleri85
bebenaz
pratikyasam
yasamsevincinn
makyajdateknikler

> KANSER iLACI



Sevgili arkadaslar size  yazdigim maili  adres defterinizde ki herkese gonderirseniz cok sevinirim,belki ihtiyaci olan birilerine ulasip yardimci  olabilir,ben olduguna inaniyorum.

Babam ve kayinvalidem kanser,metastaslarida karaciger.Oglumun ogretmeninin ve esinin  faydasini gorup tavsiye ettigi  bir  alternatif tip ilacindan   bahsetmek  istiyorum.  Halk arasin da pek bilinmeyen fakat mezbaga kasaplarinin bildigi bir panzehir.ALAZA adi verilen bu panzehir  sigirlarin kendi korunma  mekanizmalariyla  olusturduklari od kesesinde olusan  safra kesesi tasini andiran bir  madde, ancak 1000-1500  hayvanda bir  bulunan  yaklasik parmak ucu  buyuklugunde, degerli birsey.

Degerli diyorum cunku mezbaga  kasaplari  bulduklarini saklayip lazim olanlara tanesi 50-60 ytl.ye satiyorlar.Bize soylenen aslinda bunun sarilik  icin  kullanildigiydi.


Bizde dolayli olarak dusundugumuzde sariligin birkaraciger hastaligioldugunu bizede  yarayabilecegini  dusunduk.Evlerden irak olsun ama insanin  basina geldigi zaman caresizlikten normal tedavi (kemoterapi)haricinde de heryolu deniyorsunuz.K.validemin karacigerinde yaklasik,5cm capinda bir kanser hucresi tespit edildi ne  yuruyebililiyor, nede oturabiliyordu.Karnindaki kitle surekli karnina ve kaburgalarina baski yapiyordu.yesil receteli agri kesicilere  ragmen  izdirabi coktu.

Doktoru cok umit verici konusmasada kemoterapi almasi  gerektigini  fazla sansininolmadigini ancak  agrisini bir nebze  azaltabileceklerini  soyledi.Biz ilaca(alazaya) baslamadan once 2 kere  kemoterapi almistik.Fakat karaciger enzim  sonuclari (ALP, AST,UST)   degerler inormal degerleri yaklasik 6-7 katiydi örn.200-400 arasinda olmasi gerekenler  2800 lerde idi.Alazaya basldigimizin haftasinda 4-5 gun sonraki  biokimya sonuclarinda degerlerin  1400 lere dustugunu bir sonraki hafta ise 600 lere  indigini gorduk.Bunun disinda karin bolgesindeki  sislik azaldi  annem su an cok rahat  yuruyebiliyor,  hatta ayagini altina alip bile  oturabiliyor.Doktoru bile sonuclari hayretler icinde karsiladi.Kullanimina gelince.

Bize soylenen havanda dovup un  haline getirmemiz ve  1 mercimek buyuklugundeki unu 1tatli kasigi  bal ile karistirarak sabahlari ac karnina 1 tatli kasigi yemek icine 1limonu sıkıp karistirsanizda mayalanma yapiyor,biz oyle kullaniyoruz.  Zaten kucuk bir sey  demistim,  yani 4-6 tatli kasigi bal ve 1 limonla karistirmaniz  kafi geliyor.Limonda sulandirdigi icin 8-10 gun  kullanabiliyorsunuz.Kullanmaya basladigiz zamanbir kac gun sonra vucutta  kizarmalar soz  konusu olabilir,korkmayin olabirmis Herhalde zararli hucreler  cikiyordur.

Sevgili arkadaslar umarim bu   maildeki bilgilere  hic ihtiyac duymazsiniz.Bu arada ben gercekten iyi geldigine inaniyorum.Babamada kullandim onun  degerlerinde zaten fazla problem yoktu ama  yinede yararli olduguna  inaniyorum.Sormak istediginiz bir sey olursa mail adresim (ayhanbolak@yahoo.com) (mailtoayhanbolak@ yahoo.com) Tek ricam bunu herkese gonderin Belki size lazim olmayabilir Ama mutlaka birilerine yarayacaktir.Saglikli Gunler dilerim.

Not:Oglumun ogrtmeninin esi 7 yil  once  karaciger kanserine yakalanmis. Kemoterapi aldiktan sonra doktorualin hastanizi goturun evinde huzur icinde olsun  demisler.  Hoca hanim SAROZA yakalandiginda  kullandigi  ALAZA'yi esine yedirmis.
Allah uzun omur versin esi hala  yasiyor.


Tarih: 19:01, 27/2/2008 Kategori: TIP
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

TELEFON



BU TELEFON SİZEDE GELMİŞ OLABİLİRDİ,SİZ NE HİSSEDERDİNİZ.BU BİR HİKAYE AMA........?


Gecenin sessizliği, içindeki huzursuzluğu artırıyordu. Balkona çıktı. Şehir karalık örtüsüne bürünmüş, evlerin tek tük yanan lambaları aydınlığa yetmiyordu. Gözleri yıldızlara kaydı. Bir mücevher kadar parlak, göz alıcı yıldızları seyretti. Daldı gitti...


Üç ay önce böyle bir geceydi. Gecenin sessizliğini bir telefon bozmuştu. O zamanlar her şey yolundaydı. Hayatında acıyı tatmadan güzel bir yaşam sürmüştü. Her şey, bir trenin raylar üzerinde gitmesi kadar kolay olmuştu onun için; eğitimi, mesleği, evliliği, çocuk sahibi olması. Sonsuz bir hayatın; şımarık çocuğuydu, ta ki telefon çalana kadar…


Ağır adımlarla telefonun yanına gitti. İçi ürperdi; sebebini bilmiyordu. Ahizeyi kaldırırken, huzurun son perdesini kapattığını hissetmişçesine ağır hareket ediyordu. Telefonda beklediğinin aksine telaşlı ya da hüzünlü bir ses yoktu. Tok bir ses ona kimliğini onaylattı."Evet, benim." diyebildi. Merakla korku karışmıştı. Bu saatte tanımadığı biri, onun tüm özel bilgilerinin onaylattırıyordu: <******>

—İzmir doğumlusunuz değil mi?"
—Evet."
—1971 mi?"
—Evet."
—İlk, orta, liseyi İzmir de mi bitirdiniz?"
—Evet…"

Soruları soranın o kadar otoriter bir ses tonu ve konuşması vardı ki; neden bunları söylüyorsun, neler oluyor diye soramadı. Cesaret edemedi. Konuşmanın sonunu merakla bekliyor, süreyi kısaltmak için onaylama cümlelerini başlarda yaptığı gibi kekelemeden; ardı ardına sıralıyordu. Resmi bilgilerin dışında; evlendiği gün, sene gibi çok özel doğru bilgileri de onaylamıştı. Soruların sona yaklaştığını biliyordu. Çünkü bu sene yaşadıklarını da sormaya başlamıştı. Telefondaki ses, bir süre sustu, son sorusunu sordu:


—Dün bir araba aldınız değil mi?"


—Evet."


—Artık sizi yakinen tanıdığımızı ve bir telefon sapığı olmadığımızı sanırım anladınız. Şu ana kadar sizin hakkınızdaki bilgilerden yanlış olan oldu mu?"

—Hayır."


—Bakın bu bir uyarı telefonu. Bu bilgiye nasıl ulaştığımızı size açıklayamayacağız ama bir terör örgütünün kara listesine alınmışsınız. Listede bin kişi var. Öldürülecekleri günün yazılı olduğu belgeyi ele geçirdik. Ancak katillere görevler, kura usulüyle verilmiş ve biz katillerin tümünü henüz yakalayamadık. Yakalayacağımızı umuyoruz ama her ihtimale karşı bu bilgiyi sizinle de paylaşmanın insani bir görev olduğunu düşündük. Bu listeye göre üç ay sonra; Mart ayının üçünde öldürüleceksiniz. Tabi biz, sizi seçen katili yakalayamazsak… Konu hakkında bir gelişme olursa; size döneceğiz. Ama özel bir birim olduğumuz için sizin bize ulaşmanız imkânsız.


Unutmayın üç ay sonra… <******>


Unutmayın 3 Mart… İyi geceler…"

* * *


Telefon açıldığı kadar garip bir tarzda kapanmıştı. Konuşma bitmişti. Kafasına hücum eden milyonlarca sorudan birini bile soramamıştı. Nefesi kesildi, ahizeyi tutan elinde gücünün tükendiğini hissetti. Kalp atışlarının artan sesiyle, kafasındaki yüzlerce ses yarışırcasına çığlıklar attılar. Korkudan ziyade şaşkınlıktı yaşadığı. Böyle düşünmemişti. Ölüm onun planlarında hiç olmamıştı ve olmazdı da: Güçlüydü, sağlıklıydı, varlıklıydı. Neden ölsün ki?


Koltuğa yığıldığında, uykularının kaçtığı gecelerde neler yaptığını anımsadı. Televizyonu açtı. Merakla iki yıldır takip ettiği dizinin son bölümünün tekrarı vardı. Misafir olduğu için kaçırmıştı bu bölümü. Ama hayret, artık ne kadarda anlamsızdı şimdi. Ölüm gerçeği karşısında ne kadar basit ve ucuzdu. Her akşam en az dört saatini bu anlamsızlıklara bakarak mı harcamıştı? Kendisini daha da kötü hissetti… Sehpanın üzerinde yıllardır abone olduğu dergilere gitti eli: Moda dergisi, tasarım dergisi, hobi dergisi, magazin dergisi, spor gazetesi. Elleri ile hızlıca taradı dergileri. Yıllardır başkalarının kurgu hayatlarını izleyerek ve okuyarak ne çok zaman kaybetmişti. Kendini zeki zannediyordu; yanıldığını anlaması için ölümünün gelmesini beklemişti.


Çocukların odasına gitti. Uyuyorlardı. En son ne zaman öpmüştü onları? Ne zaman onların gözlerine bakmıştı en son? Anımsayamadı. Hep çok işi vardı. Zamanını kimler için harcamış ama bu çocuklardan esirgemişti. Öpmeye bile utandı bu düşüncelerle, hep dik duran bedeni çökmüş, kafası önde çıktı odadan…


Eşiyle paylaşmak istedi duygularını ve korkularını. Uyuyan eşine baktı. Onunla sıkıntılar, kavgalar ve yapılacaklar dışında bir şeyi paylaşmadığını anımsadı. Son yıllarda kavgaları gittikçe artmıştı. Onun gitmek istediği yere kendisi gitmek istemiyor; kendisinin yapmak istediklerine de o karşı çıkıyordu. Evlilikleri bir mücadele alanına dönüşmüştü. Uzlaşmayı yitirmişler, duygularını köreltmişler, maddi ihtiyaçlar için beraberliklerine devam etmişlerdi. Bu kadar yıl sonra paylaşılan ilk duygu, bu mu olmalıydı? Aslında ölmeden, eşini kaybetmiş olduğunu anladı. Ve bu süreçte kendisinin hiçbir çaba sarf etmediğini… Ölmeden kaybetmişti hayatını aslında ve bunu ölmeden önce anlamak yıkmıştı. <******>

Bir an gözleri parladı. Bu kadar umutsuz olmamalıydı, O İslam dinine inanıyordu, yani ölümden sonra hayat vardı. Ölüm bir son değil, başlangıçtı. Ama… Gözleri parladığı gibi çabucak söndü. İslam dinine inanıyordu ama dine ayıracak hiç zamanı olmamıştı ki. Emekli olabilseydi namaz kılabilirdi belki. İş temposunu düşürebilir diye biraz da çok sevdiği sigarasından ayrılmak zor olur diye oruç da tutmamıştı. Bu sene hac zamanı da geçmişti.. Tutunacak dallarını bir bir kırmıştı kendi elleriyle. Mazeret üretme merkezi bile çalışmıyordu. Ne diyecekti Rabbine? Hasta değildi, tutuklu değildi, cahil değildi. Nasıl düşünemedim dedi kendi kendine. Dil sustu, gözyaşları süzülürken yanaklarına; merakla korkunun terk ettiği bedenini acı ve pişmanlık sarmıştı.

                                                            * * *

Yıldızlar, gece ve sessizlik… Bu üçü alıp götürmüştü üç ay öncesine. Bir daha aynı ses tarafından aranamamıştı. Yarın Martın üçüydü. Beklenen gündü. Üç ay önce olsa kendisini bir karakola atar ve günün bitmesini beklerdi. Ama üç ay önce olsaydı. Şimdi ise içindeki tek huzursuzluk; telafi edemediğine inandığı geçmişindeki hatalar ve günahlarıydı. Ölümden duyduğu korku gitmiş, yerini üç aydır yeniden tanıdığı ve çok sevdiği Rabbine karşı duyduğu derin bir mahcubiyet almıştı.

 

Bu üç ay, onun hayatının bütünleme sınavları olmuştu sanki. Eşiyle yakınlaşmış, eskiden tartışma konusu olan olayların ne denli küçük ve hoş görülebilir olduğunu görmüştü. Çocuklarıyla oynamış, onlara hayatları boyunca faydalanacakları nasihatler vermişti. Artık akşamları ailece iple çeker olmuşlardı. Yemek masasında başlayan sohbet, uykusuz gecelere kapı açmış, birbirlerini sevmişlerdi. Hep ertelediği bir işi yapmıştı. Kuranı Kerim okumayı öğrenmişti. Okuduğu her kelime ile yılların çaktığı sıkıntı çivileri ve tereddütler bir bir sökülmüştü. Anlamını okudukça yıllarca nefsi ile aslında hayatını ne denli zorlaştırdığını görmüştü. Üşüdü. Balkondan içeri girdi. Gece namazı kılmak için seccadesini açtı. Belki son namazıydı. Azrail'in nefesini arkasında hissederek sığındı Rabbine. Secdeye gittiğinde uzun uzun ağladı. Selam verirken hayatının belki bu son gününde yüzünde teslimiyetin huzuru vardı. <******>


Telefon çaldı. Gecenin sessizliği, içindeki huzur, bedenindeki teslimiyet birdenbire sarsıldı. Dona kaldı. Yine gece yarısıydı. Telefon hala çalıyordu. Yerinden kalkmadı. Telefondaki sesin aynı ses olmasından korktu. "Katiller yakalandı." demesinden ve eski hayatına dönmekten korktu. Aynı koşturmacanın, huzursuzlukların, başıboşluğun başlamasından korktu. Kararını verdi: Bilmek istemiyordu. Tıpkı Rabbinin emrettiği gibi; artık gelen her günü ölebileceği gün, her kıldığı namazı son namazıymış bilecek ve herkese sanki yarın ölecekmiş gibi hoşgörüyle ve sevgiyle bakacaktı.

Telefon çaldı, uzun uzun çaldı… Ayağa kalktı, telefonun fişini çıkardı. Saatini sabah ezanına kurup çocuklarını öperek sevdiği eşinin yanına uzandı. Nimetleri için Rabbine şükrederek gecenin kollarına huzurlu bedenini bıraktı…

                                                                                                                        HAVVA POLAT
-------------------------------------------------

"Ilahi Ente Maksudi ve Ridake Matlubi"

Ya Rabbi, Benim Maksadim Sensin, Ben Senin Rizani istiyorum



Tarih: 00:00, 21/2/2008 Kategori: SAGLIK
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

Genetik Bilginin Değerlendirilmesi


Ökaryot canlılarda DNA çekirdek içerisinde kromozomlarda yer almıştır. Amino asitlerin proteinlere dönüşmesi sitoplasmada ve çekirdeğin dışında yer almaktadır. Bu sebeple genetik bilgi hücre içerisinde depolandığı yerden değerlendirildiği yere transfer olmaktadır. Bu transfer ve değerlendirme işlemi RNA tarafından sağlanmaktadır. RNA molekülleri hücre ve dokularda fazla miktarda bulunmakta ve proteinlerin oluşumunda görev yapmaktadır.

Ribonükleik asit

RNA, DNAya kimyasal kompozisyon ve yapısı oldukça benzeyen nükleik asittir. DNA'dan farkı;

RNA tek iplikli moleküldür. Fakat çeşitli kompleks formlara katlanabilir.

RNA da şeker molekülleri riboz olup hidroksil grubu bulundurur.

RNA'da timin yerine urasil bulunmaktadır.

Hücre içerisinde farklı tipte RNA molekülleri bulunmaktadır. Herbiri proteinlerin sentezinde anahtar rol oynamaktadır. Bunlar elçi RNA(mRNA), transfer RNA(tRNA) ve ribosomal RNA (rRNA) 'dır.

mRNA. Bu RNA, çekirdekteki DNA ile sitoplazmada proteinin sentez edildiği yere genetik mesajları taşımaktadır. DNA'dan bilginin alınması için çift heliks ilgili genin bölgesini ters istikamette açmakta ve açılan kollardan tek ipliği mRNA ipliğinin sentezi için kalıp görevi yapmaktadır. mRNA'nın DNA'dan sentez edilme işlemi transkripsiyon (kopyalama) olarak bilinmektedir. Bu işlem RNA polimeraz tarafından kontrol edilmektedir. Bu şekilde genetik bilgi çekirdekten sitoplazmaya geçmektedir.

tRNA. Sitoplazmada bulunmaktadır. Görevi aminoasitleri toplamak ve protein sentezi kısmı olan ribozomlara taşımaktır. En az 20 farklı tRNA molekülü bulunmaktadır. Bunların hepsinin temel yapıları aynıdır. Tek iplikli RNA yaklaşık 80 baz uzunluğunda olup üçgül yaprağı şeklinde ve kendi üzerindeki bazlar arasındaki eşlenmeye göre katlanmaktadır. Bu molekül aynı zamanda bazı pseudourine ve inosine gibi çok kullanılmayan nükleotidleri de bulundurmaktadır. Bunlar diğer bazlarla hidrojen bağları oluşturmaz ve molekül içerisinde eşlenmemiş halkalar şeklinde bulunurlar.

Herbir tRNAnın eşlenmemiş son kısmı üçlü bir yapı içerir bu yapı antikodon olarak bilinmektedir. Antikodon, mRNA'da taşınan kodonların bir veya daha fazlasına eşlenecek özelliğe sahiptir. Diğer eşlenmemiş son kısmı ise özel amino asite bağlanır. Herbir tRNA mRNA yapısıyla antikodon yapısını karşılaştırarak amino asitleri kendine toplar.

rRNA. Ribozomların bir komponentidir. Hücre içerisinde protein sentezinin yer aldığı yapılardır. Ribozomlar, endoplasmik retikulum ile ilişkili olarak faaliyet göstermektedir. Bunlar, üniform yuvarlak iki alt kısımdan oluşmuş yapılardır. Her bir alt ünite RNA ve proteinin yaklaşık eşit büyüklükteki kısımlarından oluşmuştur. Küçük alt ünite 1500 baz uzunluktaki bir RNA molekülüne sahiptir. Geniş olan ünitesi ise 3000 ve 100 baz uzunluğundaki iki RNA'dan oluşmuştur. Prokaryotların ribozomları ökaryotlarınkinden daha küçüktür. Her iki grupta binlerce ribozom bulunmaktadır.

Kaynaklar:     R.N. Jones & A. Karp, 1990. Introducing Genetics. John Murray. Isbn 0-7195-4235-9. Chapter 14 & 17 p.186-243.

Ahmet Okumuş, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, 55139, Samsun



Tarih: 13:28, 11/2/2008 Kategori: GENETIK
Yorum (2) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->