TIP - BİLİMCİ KIZ - Blogcu



BİLİMCİ KIZ

Hakkımda

Bilimsel gelişmeler



Myspace Layouts

Bağlantılarım


* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler









Arkadaşlarım


canon766
ismail1961
orguculer
egitimspormizah
yemekyapmali
rufeydem
genetikvebilim
birgonulbal
drsalih
keloglan
genetiknedir
arzukizinmutfagi
turkkadini
bayramsekeri
Ergül Tilki
sarica1967
pastamalzemeleri
insangenomu
pelincen1
hayatininpenceresi
yemektarifleri85
bebenaz
pratikyasam
yasamsevincinn
makyajdateknikler

KADINLARDA MEME KANSERİ !!


Asprin kadınlarda meme kanseri riskini azaltıyor  


İSTANBUL(ANKA)- Londra Guy's Hospital uzmanları tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre, Aspirin ve benzeri ilaçların meme kanseri riskini yüzde 20 oranında azalttığı belirlendi.

Londra Guy's Hospital uzmanları tarafından 37 binden fazla kadın üzerinde yapılan ve 27 yıla yayılan 21 ayrı araştırmada, Asprinin de aralarında bulunduğu NSAİİ'ler ile meme kanseri riski arasında ilişki incelendi. International Journal of Clincal Practice dergisinde bu ay içinde yayınlanacak olan araştırma sonuçlarına göre, Aspirin kullanan kadınlarda meme kanseri riskinde yüzde 20 oranında düşüş olduğu sonucuna ulaşıldı.

Araştırmaya göre, meme kanseri hastalarında COX enzimi ve prostaglandinlerin anormal olarak yüksek olduğu ve Aspirin gibi steroid olmayan antienflamatuvar ilaçların (NSAİİ) COX enzimini inhibe ederek prostaglandin sentezini azalttığı görüldü. Bu sonuca göre meme kanserinden korunmada ve tedavisinde NSAİİ'lerin etkili bir rolü olabileceği belirtiliyor. Aspirin'in meme kanseri hastalarında kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatan maddelerin miktarını artırdığı ve buna paralel hastalığa bağlı ölümlerde azalma olduğu da kaydediliyor.

Araştırmacılar, meme kanseri riskini azaltmak için kullanılması gereken optimal doz ve kullanım süresi ile ilgili daha detaylı araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.Berlin Teknik Üniversitesi ve Teknoloji ve Yönetim Bölümü'nün 2001 ve 2005 yılları arasında gerçekleştirdiği bir başka meta- analiz ve meta- regresyon gözlemlerine göre ise, "Aspirin kullanılan her yılın meme kanseri riskini yüzde 2 oranında azalttığı" sonucuna ulaşılmıştı.


Tarih: 13:04, 21/3/2008 Kategori: TIP
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

> KANSER iLACI



Sevgili arkadaslar size  yazdigim maili  adres defterinizde ki herkese gonderirseniz cok sevinirim,belki ihtiyaci olan birilerine ulasip yardimci  olabilir,ben olduguna inaniyorum.

Babam ve kayinvalidem kanser,metastaslarida karaciger.Oglumun ogretmeninin ve esinin  faydasini gorup tavsiye ettigi  bir  alternatif tip ilacindan   bahsetmek  istiyorum.  Halk arasin da pek bilinmeyen fakat mezbaga kasaplarinin bildigi bir panzehir.ALAZA adi verilen bu panzehir  sigirlarin kendi korunma  mekanizmalariyla  olusturduklari od kesesinde olusan  safra kesesi tasini andiran bir  madde, ancak 1000-1500  hayvanda bir  bulunan  yaklasik parmak ucu  buyuklugunde, degerli birsey.

Degerli diyorum cunku mezbaga  kasaplari  bulduklarini saklayip lazim olanlara tanesi 50-60 ytl.ye satiyorlar.Bize soylenen aslinda bunun sarilik  icin  kullanildigiydi.


Bizde dolayli olarak dusundugumuzde sariligin birkaraciger hastaligioldugunu bizede  yarayabilecegini  dusunduk.Evlerden irak olsun ama insanin  basina geldigi zaman caresizlikten normal tedavi (kemoterapi)haricinde de heryolu deniyorsunuz.K.validemin karacigerinde yaklasik,5cm capinda bir kanser hucresi tespit edildi ne  yuruyebililiyor, nede oturabiliyordu.Karnindaki kitle surekli karnina ve kaburgalarina baski yapiyordu.yesil receteli agri kesicilere  ragmen  izdirabi coktu.

Doktoru cok umit verici konusmasada kemoterapi almasi  gerektigini  fazla sansininolmadigini ancak  agrisini bir nebze  azaltabileceklerini  soyledi.Biz ilaca(alazaya) baslamadan once 2 kere  kemoterapi almistik.Fakat karaciger enzim  sonuclari (ALP, AST,UST)   degerler inormal degerleri yaklasik 6-7 katiydi örn.200-400 arasinda olmasi gerekenler  2800 lerde idi.Alazaya basldigimizin haftasinda 4-5 gun sonraki  biokimya sonuclarinda degerlerin  1400 lere dustugunu bir sonraki hafta ise 600 lere  indigini gorduk.Bunun disinda karin bolgesindeki  sislik azaldi  annem su an cok rahat  yuruyebiliyor,  hatta ayagini altina alip bile  oturabiliyor.Doktoru bile sonuclari hayretler icinde karsiladi.Kullanimina gelince.

Bize soylenen havanda dovup un  haline getirmemiz ve  1 mercimek buyuklugundeki unu 1tatli kasigi  bal ile karistirarak sabahlari ac karnina 1 tatli kasigi yemek icine 1limonu sıkıp karistirsanizda mayalanma yapiyor,biz oyle kullaniyoruz.  Zaten kucuk bir sey  demistim,  yani 4-6 tatli kasigi bal ve 1 limonla karistirmaniz  kafi geliyor.Limonda sulandirdigi icin 8-10 gun  kullanabiliyorsunuz.Kullanmaya basladigiz zamanbir kac gun sonra vucutta  kizarmalar soz  konusu olabilir,korkmayin olabirmis Herhalde zararli hucreler  cikiyordur.

Sevgili arkadaslar umarim bu   maildeki bilgilere  hic ihtiyac duymazsiniz.Bu arada ben gercekten iyi geldigine inaniyorum.Babamada kullandim onun  degerlerinde zaten fazla problem yoktu ama  yinede yararli olduguna  inaniyorum.Sormak istediginiz bir sey olursa mail adresim (ayhanbolak@yahoo.com) (mailtoayhanbolak@ yahoo.com) Tek ricam bunu herkese gonderin Belki size lazim olmayabilir Ama mutlaka birilerine yarayacaktir.Saglikli Gunler dilerim.

Not:Oglumun ogrtmeninin esi 7 yil  once  karaciger kanserine yakalanmis. Kemoterapi aldiktan sonra doktorualin hastanizi goturun evinde huzur icinde olsun  demisler.  Hoca hanim SAROZA yakalandiginda  kullandigi  ALAZA'yi esine yedirmis.
Allah uzun omur versin esi hala  yasiyor.


Tarih: 19:01, 27/2/2008 Kategori: TIP
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

TÜRK DİLİ ve SAĞLIKTA KULLANILAN SÖZLERİN KÖKENBİLİM İNCELEMES


Dr.Aytunç ELLERGEZEN

İnsanoğlunun evriminde dilin gelişimi belki de en önemli sıçrama noktasıdır. Dil sayesinde insanlar sosyal varlıklar olabilmiş , yaşadığı doğayı anlama ve değiştirebilme gücüne kavuşmuştur. Dil sayesinde her nesil deneyimlerini bir sonrakine aktarabilmiş ve böylelikle bir kişinin asla başaramayacağı büyük gelişmeler olanaklı duruma gelmiştir. Her gün kullandığımız basit bir su bardağında bile binlerce yılın ve onlarca neslin birbirine aktardığı büyük deneyim birikimi görülebilir. Dil sayesinde sosyalleşen insan sosyal konumunu yine dil sayesinde vurgulamış, farklı diller farklı kültürleri ve aynı kültür içerisinde farklı sosyal sınıflar dilin farklı lehçelerini kullanmıştır. Halkın kullandığı dil ile yönetici ve ruhban sınıfının kullandığı dil farklılığı bunun en güzel kanıtıdır. Fransız ihtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımı ve ulus devlet kavramları da dil üzerine yoğunlaşmış ve  ulus olabilmenin temel şartlarından en önemlisinin dil birliği olduğu savını geliştirmiştir. Batı Avrupa coğrafyasında farklı lehçeler ve küçük grupların konuştuğu diller tek bir dil ve lehçe potasında eritilmiş , ortaya çıkan tek dilli topluluklar günümüzün ulus devletlerinin çekirdeğini oluşturmuştur.

Sosyal bir kavram olan ve ulus devlet ile siyasi bir güç de kazanan dil kavramını Türkçe özelinde incelemek yararlı olacaktır. Her şeyden önce Türkçe’nin tarihini ve yapısını kısaca incelemek gerekir.

            Türkçe ve bağlı olduğu Altay dil ailesi yeryüzündeki en eski dil varlıklarından biridir. Yazıya çok geç geçtiği için (İlk yazılı Türkçe metinler 8. yüzyıldan kalma Orhun abideleridir)   bu dil ailesinin tarihsel geçmişi çok aydınlık değildir. Ancak milattan önce 3 bin yılına dek Altay dillerinin izi sürülebilmektedir. Günümüz medeniyetinin temelini oluşturan Sümerlerin ( MÖ 3000 ler) dillerinde şimdiye dek 600 ü aşkın Türkçe ile ortak kelime bulunmuştur. Üstelik bu kelimelerden bazıları ‘kapkaçak’, sağ, ‘dingir-tengri – tanrı ‘ gibi günümüz Türkçe’sinde de kullanılmaktadır. Bazı dilbilimciler Sümer dilini Altay dil ailesine sokmaktadır. Bu durum tartışmalı olsa bile söz benzerlikleri en azından o tarihlerde Sümerlerin Türk dili konuşan komşuları olduğuna, dolayısı ile Türkçe konuşan halkların varlığına kesin kanıt oluşturmaktadır. Buradan hareketle Türkçe’nin en az 5 bin yıllık köklü bir  dil olduğu kolaylıkla söylenebilir . Türkçe yeryüzünde en çok konuşulan 5. dildir. Üstelik Türkçe sömürge halkları tarafından değil, kendi öz ulusu tarafından konuşulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında konuşma sıklığı sıralamasında Türkçe çok daha yukarılara çıkmaktadır. Konuşulan alan açısından Türkçe  10 milyon km ile birinci sıradadır.

 

    Türkçe biçim bakımından bağlantılı dil ailesine girer. Bağlantılı dillerde kök kelimeye getirilen orta ve son ekler ile yeni kelimeler türetilmekte, eylem, kişi, zaman gibi öğeler ekler sayesinde tek bir kelime ile söylenebilmektedir. Bu durum başka dillerde bir cümle ile başarılabilmektedir. Kaynak bakımından Türkçe Ural Altay dil ailesinin Altay koluna girer. Bu ailede Türkçe’den başka Moğolca, Mançu dili, Japonca ve Korece dilleri bulunur. Bu ailenin ortak özellikleri şu şeklide sıralanabilir;

1-      Ünlü uyumu vardır

2-     Sözcüklerde erkek dişi ayırımı yoktur.

3-     Sözcükler çift ünsüz ile başlamaz (tren gibi)

4-     Sayılardan sonra adlar tekil olarak kullanılır ( üç kalemler değil de üç kalem gibi)

5-     Ortak kelimeler bulunur. Özellikle ilk sayılarda, ben, sen o gibi kişi sözcüklerinde ve baş, yürek gibi genel gövde bölümlerinin adlarındaki ortak kelimeler ilgi çekicidir. 

 

    Sağlık alanında kullanılan kelimelerin etimolojik ( kökenbilim) açısından incelenmesi iki yönden önemlidir. Birincisi sağlık ile ilgili kelimeler bizim meslek örgütümüzü doğrudan ilgilendirmekte, ikincisi bu kelimeler dillerin en eski sözvarlığını oluşturmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi gövde bölümlerinin isim benzerliği dillerin ortak kökenini araştırmada kullanılacak kadar eski kavramlardır. Bunun nedeni sağlığın ve sağaltımın varoluşun en temel öğesi olmasıdır. Bilindiği üzere ilkçağ toplumlarında şamanlar hem ruhlar ile iletişim kurarak öteki dünyadan ve gelecekten haber getiren  din adamıdır hemde hastalıkları sağaltan büyücü hekimdir. Sağlık ve sağaltım ilkçağ toplumlarında dinsel motifler kadar önemlidir ve sağlık ile ilgili kelimeler dilin en eski söz varlıklarındandır. Buradan da anlaşılacağı üzere sağlık ile ilgili kelimeler bir dilin zaman içindeki yolculuğu hakkında çok değerli bilgiler vermektedir.

Sağlık ile ilgili kelimeleri 4 sınıfa ayırmak konunun anlaşılması açısından yararlı olacaktır;

1-     Temel gövde bölümleri ve temel organ isimleri

2-     Sağlık ile ilgili temel kavramlar

3-     Sağaltım ile ilgili kavramlar

4-     Hastalık isimleri ve belirtiler ile ilgili kavramlar

 

            Temel gövde bölümleri ve temel organ isimleri:

Vücut: Arapca vecede’den vücut . Tr. karşılığı gövde

Gövde: Tr gök, boşluk  anlamındaki kög – kök kökünden köyge-kövde-gövde

Beden:Ar.

Batın:Ar. gizli anlamındaki batın’dan 

Karın:Tr.  Kap, içine eşya konulan nesne  anlamına gelen ka kökünden türemiş

Böğür:Tr. Bogum boğum olma, katlanma  anlamındaki boğ kökünden

Bağır : Tr. Karın boşluğu

Göğüs:Tr. Köküs kökünden

Yürek: Tr. yür (hareket bildiren kök; yür-ümek, yür-ük,yörük)’den yürek (sürekli devinen organ)

Kalp: Ar.; Tr gönül-könül

Baş:Tr. Öncelik, doğuş,ortaya çıkış 

Kafa:Ar. Kafa. Dilimize ar. Geçmesine karşın kökeni sank. Kapalam. Gr. Kephale, lat. caput Beyin: Ar. Beyn (iki nesnenin ortası, ortada olmak)’dan anlam genişlemesi ile beyin.

Ruh: Ar. El rih den. Soluk almak anlanımda Tr. Tin dinlenmek ( soluklanmak) bu köktendir Surat:ar. Suret kelimesinden

Göz:Tr. Köz, ocakta parlayan ateş anlamındaki köz ile görme organı göz aynı köktendir. göstermek göz kökünden türemiş 

Alın: Tr. al-mak tan gelen alan dan türemiştir

Kaş:Tr.

Dudak: Tr. tutak (tutmak)’dan dudak

Ağız:Tr

Yanak:Tr. yanğgak’dan yanak

Kulak:Tr. kulgak

Burun:Tr.

Ense:Tr. en (oynak yeri,ek yeri) den ense.

Boğaz:Tr. Boğum-boğuz-boğaz

Dil:Tr til

Diş:Tr. tiş

Yutak:Tr. yutmaktan

Boyun:Tr.

Meme: Lat. Mamma dan, Tr. emçek

Omuz: Yun. Omos, Tr. çiğin

Kol: Tr. korumak, savurmak anlamında

El: Es.Tr. eliğ’den

Parmak: Es.Tr. barımak

Tırnak: Es. Tr. Tınğ/tırnğ’den tırnak

Dirsek:Es. Tr. tirsgek.  Dir kökü dayanma, destek olma anlamındadır. Direnmek, Dirlik olmak bu kökten gelir. Dirsek kolun dayanılan yeri anlamındadır.

Taşak:Tr. taş kökü dışarıda olmak anlamındadır. Zamanla taş dış’ a dönüşmüş ve dışarı olarak kullanılmıştır. Taş ise doğada dışarıda olan anlamında kullanılmaktadır. Taşak gövdenin dışında olan anlamındadır.  

Sırt: Es. Tr. Bayır yokuş, anlam gelişlemesi ile gövdenin bir bölümünüm adı

Göbek: Es. Tr. Köp ( kabarma, çoğalma, şişme bildiren kökten) Den köpek, göbek. Köpük aynı köktendir.

Bel: Tr.

Bacak:Fars. paçe den paça bacak

Ayak: Tr. ayağ

Diz: Tr.

Topuk: Tr.

Kaburga: Moğ. Urga (ip)’den kap-urga (kaplanmış ip)

Omurga: Tr. om-on (sağlamlık bildiren kökler; on-armak(sağlamlaştırmak) gibi) ve moğ. Urga (ip) ‘den om-urga (sağlam ip)

Ciğer :Fars

Mide:Ar., Tr. kursak

Safra:Ar. Safra (sarı)’dan safra , Tr. öd

Bağırsak: Tr. bağır (karın boşluğunda )da olan dan bağırsak 

Böbrek: Es. Tr. böğrek ( karın boşluğunda böğürde olan dan) den böbrek

 Damar: Sank. tamar (su) dan damar

Sinir: Es. Tr. siğnir den

İskelet: Gr. skeletos (kurumuş)  dan

Kemik: Sank. emuka,yamaka’dan emuk/gemuk/kemik. Asya tr. de sünüğ, süngüğ

Organ: Gr. Organon (aygıt,araç)’dan organ

Kas: Tr. kas

 Dişi: Tr. tişi

Erkek: Es.Tr. erk (güç)’den erkek

 

            Sağlık İle ilgili Temel Kavramlar:

Sağlık: Tr. Sağ (sağlamlık, dirilik, güçlü olma bildiren kökten)’den sağlık. Yön olarak kullanılan sağ kelimesi ( gövdenin güçlü tarafı), tedavi anlamındaki sağaltım, teşekkür anlamındaki sağ ol dileği ve sağlam kelimesi sağ kökündendir.

Hastalık - Hasta: Fars. Haste (tedirgin)’den hasta. Tr. sayrı 

Tıp:Ar.

Tedavi: Ar. Deva(sayrılanma, sağlığı bozulma)’dan tedavi. Tr. sağaltma

Teşhis: Ar. Şahs’dan teşhis. Tr. tanı

Hekim: Ar. Hakim (hikmet, bilgelik,bilgi)’den hekim. Tr. otacı

Doktor: Fr. Docteur (öğretmen)’den doktor.

Tabip:Ar.

Cerrah: Ar. Cerh (yarma,açma,kesme)’den cerrah (açan, kesen).

Eczacı: Ar. Cüz (bölüm,kesim)’den ecza (bölümler), anlam genişlemesi ile sağaltıcı maddeler

 

            Sağaltım İle İlgili Kavramlar:

İlaç: Ar. İlac (onarmak, sayrılığı gidermek)’den ilaç

Derman : Fars. Derman (güç,sağlık)’dan derman. Tr. ot, arab. ilaç

Ameliyat: Ar. Amel(iş-eylem)’den ameliye, çoğul ameliyat

İğne: Tr. yiğne’den iğne

Hap: Ar. Habb (tane, tohum)’dan hap

 

            Hastalık Belirtileri ve İsimleri İle İlgili Kavramlar:

Yara. Tr. yar (uçurum,yarılmış)’dan yara

Ağrı: Tr. ağrığ’dan ağrı

Sızı: Tr. etkisi az ağrı

Sancı: Tr. sancuğ (kanca, ucu sivri demir)’den sancı. Anlam genişlemesi ile bölgesel ağrı /sancı

Cerahat: Ar. Cerih (yara) cirahat (yara işleri ile uğraşan)’dan cerahat.

İrin: Tr. irinğ (iğrenilen, tiksinilen)’den irin.

Bayılma: Tr. baymak (kandırmak, yıkılmak)’dan bayılmak. Anlam genişlemesi ile yıkılmak

Sivilce: Tr. siğil’den siğilce-sivilce

Siğil: Tr.sük-söğ-süğ ( yarılma, dağılma kabarma bildiren kökler) den süğül - siğil

Şişlik: Tr. şiş

Nabız: Ar. nabz (atardamar) dan nabız

Basur: Ar. Basur’dan.

Sarılık: Tr. sarı’dan sarı olma durumu- sarılık

Sara: Ar. Sar’a (yere çakmak, yere vurmak)’dan sara. Tr. tutarık

Sıtma: Tr. ısı  ( sıcak) dan ısıtmak – (ı)sıtma

Öksürük: Es. Tr. ök ( göğüs) köküne gelen sürmek kelimesi ile oluşmuş bileşik kelime ök – sürmek ( göğüsten gelmek, göğüsten çıkarmak, göğüsten dışarı atmak)

Ateş: Tr. od (ateş)’den otuş/ateş

Titreme: Tr. tit ( sarsılma,çalkama kökü)’den titreme

Ur: Tr. ur-ür (üreme, kabarma kökü)’den ur

Sağır: Es. Tr. sagır ( içine içki konulan sızdırmaz kap)’dan sağır. Anlam genişlemesi ile duymayan.

İdrar: Ar. Darre (sağma, yağdırma)’den idrar; Tr. sidik

Ter: Tr. ter (ıslak, diri,yeşil)

Tükrük:Tr.

Salya:Gr. Salia (ağız suyu)’dan salya

 

 

Yukarıdaki sınıflandırmanın gösterdiği en önemli konu temel gövde bölümleri ve temel organ isimlerinin hemen hemen tamamının Türkçe olmasıdır. Organ ya da gövde adlarından  yabancı kökenli olanlar bulunsa bile bu tip kelimelerin güncel dilde  kullanılan Türkçe karşılıkları vardır. Örneğin Arabça kökenli kafa sözü ile bunun Türkçe karşılığı olan baş sözü güncel dilde birlikte kullanılmaktadır. Dillerin en eski söz varlıklarını oluşturan temel gövde bölümleri ve organ adlarının Türkçe olması dilimizin özgünlüğüne ve sağlam temellerine  işaret etmektedir. 

Benzer şekilde sayrılık belirtileri ve sayrılık adlarında da ağırlıklı olarak Türkçe sözler dikkati çekmektedir. Türkçe konuşan toplumlar sayrılık durumlarını birbirinden ayırt edip bunları adlandırabilmiş, sayrılık belirtilerini gözlemleyebilmiştir. 

Sağlık ile ilgili temel kavramlar ve sağaltma ile ilgili kavramlarda durum tümüyle değişmektedir. Burada yabancı dillerden alıntıların çokluğu dikkat çekicidir. Bu durum Türklerin İslamiyet sonrası Fars ve Arap toplumları ile kurdukları  yakın ilişki ile açıklanabilir.

Böylesine derin bir geçmişe sahip matemetiksel bir dilin (sağ, sağlık, sağaltım, sağ ol, sağlam )  mirasçıları olarak bizlere önemli görevler düşmektedir. Türk Hekimleri her zaman topluma yön verici özellikleri ile bilinirler. Mesleklerinin onlara verdiği özgüvenle her zaman atak ve sorgulayıcı olmuşlardır. Kurtuluş Savaşımız ve bu destanda yer alan kahramanların içerisinde hekimlerin çokluğu ilgi çekicidir. Bu anlamda dilimizi koruma ve geliştirme bizim sosyal ödevlerimizden biri olmalıdır. Batın yerine gövde demek, hasta yerine sayrı, tedavi yerine sağalma sözlerini kullanmak çok zor olmasa gerek. Değerli meslektaşlarım; dilimizi korumak adına hepinizi Arapça Teşekkür etmek yerine Türkçe Sağ Ol demeye çağırıyorum.


   

 


Tarih: 16:23, 9/2/2008 Kategori: TIP
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- | Sonraki Sayfa ->