HİSTOLOJİDE KULLANILAN YÖNTEMLER
Prof.Dr.Emel KOPTAGEL 1-Preparasyon Yöntemleri 
Taze
hücre ve dokular: Kan ve lenf gibi sıvısal örnek hücreleri, derialtı
bağ dokusu hücreler direkt olarak incelenebilir. Doku kalın veya katı
bir organ halindeyse tuz çözeltisi içinde diderek veya ayırarak
hücrelerin birbirinden ayrılması sağlanır. Taze preparatlarda hücreler
gerçek morfolojilerini yitirmeden incelenir. Ancak kontrast azlığından
dolayı vital boyama uygulanmalı ya da faz-kontrast mikroskop kullanarak
incelenmelidir. Canlı ve taze materyalin çalışılması için lam ve
lameller temiz olmalı. Canlı numuneler için kullanılan pipetler, cam
eşyalar ve aletler kimyasal maddeler için kullanılanlar ile asla
karıştırılmamalıdır. Her bir kültürden alınacak küçük organizmalar için
ayrı bir pipet kullanılır. Her kimyasal madde için de ayrı pipet
kullanılmalıdır. Saf kültür için çalışmaya başlanmadan önce cam eşyayı
ve ortamı sterilize etmek gereklidir.
Canlı
ve taze materyal için bright-Field illumination- ışıklandırma dikkatli
kontrol edilmeli, çünkü canlı hücrenin birçok yapısı refraktif indeks
veya renkte çok az fark ile ayırt edilir. Küçük ve şeffaf organizmalar,
serbest yaşayan protozoalar, küçük sölenteratlar, rotiferler,
ectoproctlar, yassı kurtlar, nematodlar snnelidler, krustaseler ve
omurgasızların ve aşağı omurgalıların larvaları, embriyoları ve
yumurtaları bir iki damla su içinde incelenebilir. Tatlı su ve toprakta
yaşayanlar tatlı suda ve deniz suyu veya tuzlu ve acı suda yaşıyanlar
uygun tuzluluktaki suda incelenirler. Ancak su metaller, chlorine veya
diğer zehirler ile kirlenmemiş olmamalıdır. Tatlı su organizmaları için
havuz veya kültür kabından alınan su yeterlidir. Deniz suyu yalnız cam,
porselen, toksik tipte olmayan bazı plastik ile temasta olmalı, metal
borular birçok organizma için toksiktir. Vital boyama ile hücrelerin sitoplazmasına renk ve kontrast kazandırılır. Vital boyama 2 şekilde uygulanır. Canlı hücreler boya solusyonunda ayrılarak (supra-vital boyama ) veya canlı organizmaya boyanın injeksiyonu ile (intra-vital) boyanabilirler. Canlı hücre kısımları gösterildiğinden bu yöntemler idealdir. Vital
boyama ile sitoplazmik yapılar gösterilir. Çekirdek zarı vital boyalara
dirençlidir. Çekirdek zarının boyalara geçirgenleşmesi hücre ölümünün
ifadesidir. 2-Sitolojik Yöntemler 
Hücre
içeren sıvılar, aspire kemik iliği gibi ince doku parçaları lam üzerine
alınır ve hücrelerin görünüşlerini koruyabilmeleri için tespit edilir.
Organlar ve dokular da lama sürülerek ve smearler hücre yapısını
göstermek için boyanırlar. Boyanmış smearlerin
incelenmesi eksfolyatif sitolojide standart bir yöntemdir. Atipik
hücrelerin bulunuşu malignite hakkında fikir verir. Diagnostik
sitolojideki gelişmeler Beale (1860) ‘nin karsinoma hücreleri için
vücut sıvılarını incelemesi ile başlamış ve Papanicolaou (1943) yöntemi
ile ilerlemeler kaydetmiştir. Dalak
ve kemik iliği gibi organlarının kesi yüzeyine veya organın bir
parçasına lam değdirilerek uygulanan impression yöntemi ile dokunun
küçük bir artitektürel düzeni hakkında fikir edinilebilir. Yumuşak tümörlerde malignite bu teknikle hızla çalışılabilir. Smearlerde
hücreler yassıldıkları, dokulardan hazırlanan kesitlerdeki hücrelerden
daha geniş olduklarından ve dokunun artitektürünü koruduklarından
hücresel ayrıntılar daha kolaylıkla izlenir. Kesitsel tekniklere ek
olarak smearler kullanılabilir. 3-Kesitsel Yöntemler 
Doku parçalarından alınan örnekler yaklaşık olarak 1 hücre kalınlığında dilimlere ayrılırlar. Hücresel yapıyı görmek için bu kesitler değişik tekniklerle boyanırlar. Kesitlerin yorumu, kesitler dikey ya da yatay konumda alınmamışsa tecrübe gerektirir. Histolojide
doğru sonuç veren birçok kesitsel yöntem vardır. Seri kesitlerin
alınması ile küçük bir dokunun rekontriksüyonu yapılabilir. Tüm örneklerden numaralandırılarak kesitler alınır, boyanır ve incelenir. Doku büyük ise belirli aralıklarla alınan kesitler örneğin tüm yapısını kapsamlı olarak açıklayabilir. Bu yöntem basamaklı kesit alma (step-sectioning) olarak bilinir. Taze
veya tespit edilmiş dokulardan jilet ile mikrotomsuz kesit alınabilir.
Sadece yüzey boyanacağından histolojik yapı iyi gözlenemez. Bu yöntem hala dokuları tanımanın hızlı ve kolay yoludur. Mikrotom kullanarak
uygulanan kesitsel yöntemlerin çoğunda doku uygun bir kıvama getirilir,
parafin, selloidin veya sentetik resinlere gömülür ya da dondurma
(freezing) yapılabilir. Frozen kesitler taze dokulardan alındığı için
tespite gerek duyulmaz. Diğerleri için tespit gereklidir. Histolojik kesitler genellikle 4-7 mm kalınlığında alınır. Yağ damlacıkları, sinir fibrilleri ve kan damarları gibi geniş yapılar için 10-25 mm daha uygundur. Sentetik rezinlere gömülen dokulardan 1 mm’luk kesitler alınabilir. Doğal olarak hücresel ayrıntı daha iyi olacaktır. Elektronmikrospobik
gözlemler için ultratom ile 50-100 nm’ lik kesitler alınır. Genellikle
gösterim ve eğitim için çıplak gözle incelemek üzere 300-400 mm’ luk kesitler alınabilir. Bu amaçla jelatine gömülmüş organlardan geniş bir mikrotom ile kesitler alınarak incelenir. Dokuların
çoğu yumuşaktır. Dişler, kemik gibi bazı dokular ise çok serttir. Bu
nedenle kesitten önce dekalsifikasyona gereksinim vardır. Matriksin
kalsifikasyonun normal olup olmadığı ise dekalsifiye edilmemiş
örneklerde araştırılır. Bu amaçla dens gömme ortamları ve ağır
mikrotomların kullanılması gereklidir. Mikroskobik inceleme için dokuların renge ve kontrasta gereksinimi olduğundan kesitlerin boyanması yapılır. Preperatların
uygun bir kırma indisi olmalıdır. Boyama; renkli olan veya floresansı
artıran boyalarla, renkli son ürünler oluşturan kimyasal reaksiyonlarla
veya metalik çöktürme ile doku bileşenleri opaklaştırılarak
yapılabilmektedir. Geleneksel boyama yöntemlerine ek olarak boyama-olmayan teknikler de kullanılabilir. 
Histolojide floresans immünolojik yöntemler, otoradyografi, mikroinkrinasyon ve mikroradyografik yöntemler de kullanılmaktadır. Floresans immüno-histolojik yöntemler:
Florokromla
işaretlenmiş antikorların kullanımına dayanmaktadır. Çok spesifik bir
yöntemdir. İmmün kompleksleri ve dokulardaki yapıları göstermek için
kullanılır. Floresans mikroskopta incelenen preparatlar az miktardaki
florokromu gösterme yeteneğindedir. Otoradyografi:
İşaretlenmiş bir radyoaktif element dokuya verilimini takiben dokudaki hücrelerle birleşebilir. Otoradyografi
bir fotografik emülsiyondaki gümüş tuzlarını indirgeme yetenekleri ile
radyoaktif izotop alanlarını gösterecektir. Fotografik emülsiyon özel
plaklardan çıkarılır ve kesitlere uygulanır. Çalışanlar, radyoaktivitenin zararları konusunda uyarılmalıdır. Biyolojik kullanımdaki radyoaktif izotopların yarı-ömrü birkaç saatten yıllara kadar değişebilir. Mikroinkrenasyon (yakıp kül etme ):
Lam üzerine alınan kesitler elektrikli fırında ısı yavaş yavaş artırılarak ısıtılır. Organik maddelerin tümü uzaklaştığından geriye dokunun mineral iskeleti kalır. Yansıyan ışık ve karanlık saha mikroskobu ile inkrenasyon yapılmamış kontrol kesitle karşılaştırılarak incelenir. Histospektrografik yöntemle minerallerin kantitatif ölçümü de yapılabilir. Mikroradyografi:
X-ışınlarının absorbsiyonu ile dokunun kimyasal yapısı hakkında bilgi edinilir. X-ışınlarını
absorbe eden kemik, kıkırdak, enamel ve dentin gibi hidroksi-apatit
kristallerini içeren kalsifiye dokular ince taneli fotografik emülsiyon
ile yakın temasa tutularak yumuşak bir X-ışını verilir. Elde edilen
fotograf mineralin dağılımını gösterir ve kontakt mikroradyograf olarak
adlandırılır. Klasik ışık mikroskobu ile incelenebileceği gibi projeksiyon mikrografi için geliştirilen aletlerle de incelenebilir. Kesitin alanlarında mineral miktarları da ölçülebilir. Kemik örnekleri metil metakrilata gömüldükten sonra öğütülür ve parlatılır. 20 kV X-ışını ile ışınlanır. Çok
ince taneli özel fotografik emülsiyonundan geçirilir. 5-10 kV’ lik çok
yumuşak X-ışınları kullanılırsa yumuşak doku kesitlerinin
mikroradyografları dokuların protein içeriği ve hücrelerin kuru kütlesi
hakkında bilgi elde edilebilir. Mikroradyografi, bazen radyoopak maddenin injeksiyonu sonunda kan damarlarının düzenini göstermek için kullanılır.
|